İçeriğe geç

Allah aşkındır ne demek ?

Allah Aşkındır Ne Demek? İzmir’den Bir Genç Yetişkinin Mizahi Bakışı

İzmir’de yaşayan bir genç yetişkin olarak, hemen hemen her gün hayatın komik yanlarını keşfetmeye çalışıyorum. Ama öyle bir kelime var ki, her duyduğumda hem gülüyorum hem de kafamda deli sorular dönüyor: “Allah aşkındır ne demek?” Yani, bu kelimeyi ne zaman duysam, bu kadar sıradan bir ifade nasıl bu kadar mistik bir hale gelebilir diye düşünüyorum. Herkesin bir anlam yüklediği bu kelime, en sıradan sohbeti bile felsefi bir derse dönüştürebiliyor.

Hadi gelin, hep birlikte bu ifadenin ne anlama geldiğine dair bir yolculuğa çıkalım. Ama unutmayın, ben İzmir’de yaşıyorum; yani “Allah aşkındır”ı ne kadar ciddi bir şekilde ele almak istesem de, sonunda komik bir noktada bulacağım kendimi. Neyse, kafanıza sıkmayayım; hemen başlıyorum.

Allah Aşkındır Ne Demek? Temel Bir Sorun

Öncelikle, “Allah aşkındır” ifadesi, Türkçede sıkça duyduğumuz bir tabirdir. Genellikle bir şeyin fazla abartıldığını, şaşılacak bir durumu anlatmak için kullanılır. Mesela bir arkadaşınız, “O kadar çok yemek yedim ki, Allah aşkındır!” derken, aslında bir tık daha fazlasını yemek istemektedir. Tabii ki bu biraz mecaz bir kullanım.

Bu ifadeyi duymamak elde değil. Hani, bazen insanlar bir şeyin tam anlamıyla “aşırısını” yaparlar ya, işte o noktada “Allah aşkındır” devreye giriyor. Birinin bana “Hadi gel, pizza söyleyelim” dediği zaman, ben şaka yollu, “Allah aşkındır, pizza mı? Ben bir hayatımı, bir de pizzayı bitirmem için lazım olan zamanı harcıyorum.” diyebiliyorum. Bu tabiri kullandığımda, aslında sadece komik olmayı hedefliyorum ama bazen, insanlar ciddi ciddi bir anlam yüklemeye kalkabiliyor.

Gündelik Hayatta Allah Aşkındır

İzmir’de, özellikle sokaklarda “Allah aşkındır” diyerek bir şeyler anlatmaya çalışan insanlar görmek çok yaygın. Ama esas eğlenceli kısmı, benim gibi biraz fazla düşünceli birinin buna nasıl tepki verdiğidir. Mesela geçenlerde arkadaşım Ahmet ile bir kafede otururken, garsona çok garip bir şey söylediklerini fark ettim.

Ahmet: “Ya, Allah aşkındır, şurada bir tatlı varmış, mutlaka denemelisin!”

Ben (içimden): “Şimdi bir tatlı gerçekten ‘Allah aşkındır’ seviyesine ulaşabilir mi? Gerçekten bir tatlı, Tanrı’nın aşkına bu kadar yakın olabilir mi? Cevabını veremem ama muhtemelen çok tatlıdır.”

Bir yandan, tatlıyı çok merak ediyorum ama bir yandan da bu kadar aşırıya kaçmak neden gerekli diye düşünüyorum. Yani, Allah aşkındır demek, gerçekten aşırı bir şey olduğunu anlatmak istiyor olmalı ama tatlı nedir? Sonuçta, o tatlı öyle ya da böyle bir tatlı.

İçimdeki “Allah Aşkındır”

Tabii, bu kadar derin düşünen birisi için “Allah aşkındır” ifadesi bazen kendi içimde felsefi bir soruya dönüşebiliyor. Şimdi, ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında, esprili biriyim ama aynı zamanda kafayı her şeyle bozan bir tarafım da var. Allah aşkındır, dedim ya, bazen bu tür kelimeleri o kadar ciddiye alıyorum ki, biraz bile kafamda “ya böyle mi olmalıydı?” sorusu belirmiyor değil.

Bir gün, sokakta yürürken bir grup turistin, İzmir’in merkezinde, bir çocuğa bağırarak “Allah aşkındır, bu kadar kalabalık olamaz!” dediğini duydum. Kafamda deli düşünceler çalkalanmaya başladı. Hani, kalabalık gerçekten bazen o kadar kalabalık oluyor ki, o cümle mantıklı hale gelebiliyor. Ama bir yandan da “Neden bu kadar dramatik bir şekilde ‘Allah aşkındır’ dedin?” diye sorgulamaktan alıkoyamadım kendimi. Bir yandan çok komikti, bir yandan ise hafif bir kaygı yaşadım. “Allah aşkındır” demek, her şeyin zirveye ulaşması anlamına gelmeli mi?

“Allah Aşkındır” ve Mizahın Sınırları

Sonra aklıma bir şey geldi: Belki de “Allah aşkındır” ifadesi, duygularımızın bir yansıması olarak kullanılıyor. Hani bir şeyin gerçekten “fazlası”na dayanamayacak kadar abartılı olduğu zaman, en son nokta olarak bu ifadeyi kullanıyoruz. Ama bir yandan da, bu kadar dramatik bir şekilde kullanmak, aslında bizim komik yanımızı ortaya çıkarıyor. Herkesin “Allah aşkındır” dediği bir dünyada, o ifadenin gerçek anlamını kaybetmesi kaçınılmaz değil mi?

Örneğin, geçenlerde bir arkadaşım, “Düşün Allah aşkındır, dondurma yiyemiyorum!” dediğinde, içimden “Dondurma Allah aşkına gelmiş, ya sen cidden ne diyorsun?” diye geçirdim. Ama komikti, evet. Durumun abartılması, normalde ciddiyetle söylemeyecek bir şeyin, aslında eğlenceli hale gelmesini sağlıyordu. Bazen böyle kelimeler, mizahın kapılarını açar.

Allah Aşkındır ve Sosyal Medya

Bir de sosyal medya meselesi var. Bugün “Allah aşkındır” ifadesi, çeşitli meme’lerde ve paylaşımlarda çok fazla kullanılıyor. Sosyal medyada, özellikle Instagram ve Twitter gibi platformlarda, her şey biraz daha “aşırı” hale geliyor. Birinin bir paylaşımına denk geliyorum:

“Yazın tatile gitmeyi o kadar çok istiyorum ki, Allah aşkındır, bir hafta bile izin almak zor!”

Ben (içimden): “O kadar mı? Allah aşkındır demek, gerçekten çok farklı bir şeymiş! Bir hafta tatil için bu kadar abartmak gerekirse, hayatı nasıl yaşıyoruz?” diye geçirdim. Bu kadar dramatik ifadeler bazen gerçekten komik oluyor ama bir yandan da günlük hayatımıza yansıyan bu kadar abartılı bir dile alışmak zor.

Sonuç: “Allah Aşkındır” ve Hayatın Anlamı

Sonunda ne oldu? Ne kadar düşünsem de, “Allah aşkındır” ifadesi bir yandan hayatı daha eğlenceli hale getiriyor. Bunu hem şaka yollu hem de bazen fazla ciddiye alarak kullanıyorum, çünkü işin içinde mizah varsa, her şey biraz daha katlanılabilir oluyor. Yani, “Allah aşkındır” demek, aslında hayatın içinde gülümsemenizi sağlayan bir anahtar olabilir.

Kısacası, bu tabir hem bir abartı hem de bazen hayatın anlamını sorgulatan bir mecaz. Hepimiz abartmayı severiz, bazen büyük şeyleri küçük şeylerle eşdeğer tutarız. Ama bir yandan da bu “aşkınlık” dediğimiz şey, biraz eğlenceli ve bir o kadar da absürt. Öyle değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş